Kültür-Sanat

Afrika’nın divası İstanbul’da

Afrika’nın divası İstanbul’da

Benin’in Afro-pop kraliçesi Angélique Kidjo müziğini tanımlarken “Afrika müziği zengin ve çeşitlidir. Çünkü Afrika bir ülke değil bir kıtadır” der. Kidjo’yu anlatmaya nereden başlamalı? Grammy ödüllü, aktivist, Time dergisine göre Afrika’nın en önemli divası ve dünya müziğinin süper yıldızlarından…
Batı Afrika’daki Benin’de büyüyen sanatçı, 1960 yılında bir tiyatro topluluğunu yöneten annenin kızı olarak dünyaya gözlerini açar. Annesi, başrol oyuncularından biri hasta olduğu için Kidjo’yu daha 6 yaşındayken sahneye iterek onun sanat kariyerinin başlangıcını yapar. Ardından sesinin büyüsünü keşfeden sanatçı, Benin’deki askeri darbeden sonra kurulan baskıcı rejim yüzünden 1983 yılında ülkesini terk etmek zorunda kalır. Kidjo, “Her sanatçı, propaganda için çağrıldı. Ben reddettim” der. Bu da aslında onun müziğinin büyüsünü şekillendiren etken olarak tarihteki yerini alır.
Paris’e taşınan sanatçı, 1991’de yayımladığı ikinci albümü ‘Logozo’yla adını sınırlar ötesinde duyurur. Kidjo, Afrika ezgileri, soul, funk, rap, samba, reggae, caz, blues, kısaca hikâyesi olan müzik türlerini sesinde eritmeyi iyi bilir. Aktivist yanını ise çokdilli şarkı sözlerinde ortaya çıkarır. İngilizce, Fransızca, Yoruba veya Swahili dilinde söylediği şarkılarla büyüleyici bir etki yaratır.
Sanatçı, 1990’ların ortasında ise Afrika’ya geri döner ve burada küçük kasabalarda geleneksel enstrümanların seslerini müziğine katar. Ve sesi Amerika kıtasına ulaşır. Yaklaşık 200 müzisyenin yer aldığı 1994 yapımı ‘Aye’ albümüne Carlos Santana, müthiş gitar sololarıyla konuk müzisyen olur. Sanatçı, dans ritimlerinin de ağır bastığı bu albümde şu sözleri söyler: “İnsanlar bana dans etmeyi bilmediğini söylediğinde onlara annemin verdiği cevabı veriyorum: Kalp atışınız var. Kalbiniz attığı sürece yürüyebilirsiniz, dolayısıyla dans da edebilirsiniz.” Ardından Sting ve Celine Dion ile de birçok farklı projeye imza atar.

OBAMA’NIN YEMİN TÖRENİNDE SAHNEDEYDİ
Bir tür kültürel antropolog olarak da anılan sanatçı, 2007 yılındaki ‘Djin Djin’ albümüyle Grammy ödülünü kazanır. Kidjo, müziği dünyanın değişimi için kullanır ve bunu da şu sözlerle anlatır: “Müzik her zaman sorulara cevap bulmamı sağladı. Daha adil bir dünya için savaşma umudumuzdu müzik. Babam, ‘Bir müzisyen olarak tüm kapalı kapıları açan anahtarlar senin elinde’ derdi. Müziğin gücü budur. Müzik aracım, seçtiğim dildir.” Kidjo bir bakıma Afrika ve Batı arasında müzikal bir köprü kurar.

Afrika’nın divası İstanbul’da

Vahşi ve neşe dolu sesi ile Kidjo, Afrika kıtasının en etkili 10 kadın sanatçısından biri seçilir ve 2009 yılında Barack Obama’nın ABD Başkanlığı’na geçiş töreninde sahneye çıkması için davet edilen birkaç önemli müzisyenden biri olur. Obama’nın daha sonra her yıl severek dinlediği şarkıları açıkladığı listelerde de yerini alır.
Büyük ölçüde Benin dillerinde söylediği şarkılardan oluşan ve Afrikalı kadınlarına bir övgü niteliğindeki 2014 yılında çıkardığı ‘Eve’ albümü ve 2015 yılında Lüksemburg Filarmoni Orkestrası işbirliğiyle çıkardığı ‘Sings’ sayesinde Grammy ödüllerini bir kez daha evine götürür. 2017 yılında Donald Trump’a karşı Washington’da düzenlenen Kadınlar Yürüyüşü’nde sahneye çıkması Kidjo’nun insan haklarına dair verdiği mücadelesinin tek bir kıtayla sınırlı kalmadığının kanıtı. Cher, Madonna ve Alicia Keys ile el ele kadın hakları için sesini yükseltti.

‘MOTHER NATURE’LA 4. GRAMMY
Yaklaşık 40 yıllık bir kariyere sahip olan Angélique Kidjo, kültürlerarası müziğin en önemli ismi. Pandemi sırasında yarattığı yeni albümü ‘Mother Nature’da, birlik ve şifa mesajları sunar. En önemlisiyse Afrikalı genç şarkıcıları desteklemek için onları hiç düşünmeden, cesurca albümünde konuk eder. Şarkılar, iklim krizinden Amerika’daki polis şiddetine, Afrika’nın kültürel gücünden kadın haklarına kadar birçok temayı içinde barındırır. Bu albümle de 2020 yılındaki Grammy’lerde ‘en iyi dünya müziği albümü’ ödülünü alır.
UNICEF’in iyi niyet elçisi ve ‘Aslan Kral’, ‘Street Fighter’ gibi 18 filmin soundtrack’inde imzası bulunan Kidjo, İKSV tarafından Garanti BBVA sponsorluğunda düzenlenen 28. İstanbul Caz Festivali kapsamında İstanbul’da sahneye çıkacak. “Sahnedeyken ruhen çıplak olmalısın. Rol yapamazsınız. Sadece yapmayı sevdiğiniz şeyi, gerçeğin ve ışığın ışığında şarkılarını söylemelisin” diyen sanatçı, ihtişamlı bir gösteri sunacak. Renkli kostümleri, dansçıları ve birbirinden yetenekli müzisyenleri ile yüksek enerjili bir geceye hazır olun…
Angélique Kidjo, 6 Eylül Pazartesi saat 21.30’da 28. İstanbul Caz Festivali kapsamında The Marmara Esma Sultan Yalısı’nda.

28. İSTANBUL CAZ FESTİVALİ’NDE KAÇIRMAYIN

Stefano Di Battista ‘Morricone Stories’ – Ferit Odman Quintet, 14 Eylül Salı 19.45, Sultan Park-Swissotel The Bosphorus: Saksofonun yetenekli ismi, efsane besteci Ennio Morricone’un caz yorumlarıyla sahnede.

Kenan Doğulu ‘İhtimaller’, 15 Eylül Çarşamba 21.30, Harbiye Açıkhava: Pop yıldızı Kenan Doğulu, klasikleşmiş şarkılarını caz formuyla seslendirdiği ‘İhtimaller’ albümüyle festival sahnesinde olacak.

Altın Gün-Evdeki Saat, 16 Eylül Perşembe 19.45, Turkcell Vadi: Altın Gün, klasikleşmiş Anadolu türkülerini saykedelik ve funk tınılarıyla seslendirecek.

Karsu Plays Atlantic Records, 20 Eylül Pazartesi 21.00, Harbiye Açıkhava:
Genç yetenek Karsu, Ahmet Ertegün’ün kurduğu Atlantic Records’ın efsane caz ve blues eserlerini yorumlayacak.

Mabel Matiz Feat. Niels Broos, 24 Eylül Cuma 21.00, Harbiye Açıkhava: 
İkili Anadolu pop şarkılarına elektronik caz dokunuşları yapacak. Bu konsere özel Matiz, ‘Bilezikler’ adında hiç seslendirmediği bir şarkıyı da söyleyecek.

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL