Kültür-Sanat

Yeni sezonun açılış sergileri arasında gezinti

Yeni sezonun açılış sergileri arasında gezinti

Art On İstanbul
Sezonun ilk sergisinde 15 Eylül’den itibaren genç heykelıtraş Burcu Erden’i ağırlayacak. Sanatçının heykel üretimindeki malzeme ve teknik geleneklerinden yola çıkarak heykelin görünürlüğüne ilişkin problemleri araştırdığı sergisi ‘Mühür’de, mermer silindirler, seramik rölyefler ve polyester heykeller bir arada sunuluyor. Burcu Erden, serginin kavramsal çerçevesini, antik dünyadaki görsel anlatım nesnelerinin yerleştirme sorunsalı etrafında kuruyor. Nesnelerin nereye konulduğu, ne amaçla üretildiği, formlarının nasıl tasarlandığı gibi sorular ve sanatçının kendi heykelinin esasına dair yaptığı karşılaştırmalar, serginin düşünsel arka planını oluşturuyor. 28 Ekim’e kadar.

Anna Laudel Gallery
Kazancı Yokuşu’ndaki yeni mekânına taşınan galeri, 9 Eylül – 18 Kasım tarihleri arasında Ramazan Can’ın göçebelik, şamanizm ve kimlik konusuna odaklandığı ‘Ne Yerdeyim, Ne Gökte’ isimli kapsamlı kişisel sergisine ev sahipliği yapacak. Sanatçının 2018’de yine Anna Laudel’de açtığı ‘Evvel Zaman İşi’nin devamı niteliğindeki sergi, sanatçının son yedi yılda ürettiği eserleri bir araya getiriyor. ‘Konmak’ eylemini kuşlarla özdeşleştiren sanatçı, Yörüklerin göç etmeye devam ettikleri müddetçe bir kuş kadar özgür olduklarına ancak uygulanan iskân politikaları neticesinde bu özgürlüklerinin ellerinden alındığına vurgu yapıyor ve günümüzde ne yere ne de göğe sığdırılamayan Yörükleri bizlere aktarabilmek için kendi belleğindeki anılarını, geçmişle bugün arasında köprü vazifesi gören eserlerine yansıtıyor.

Dirimart
Sezonu 1 Eylül’de Ahmet Öğüt’ün beş yıl aranın ardından İstanbul’da gerçekleşen büyük çaplı kişisel sergisi ‘It can and has been’le açıyor. Sanatçı, izleyicilerin de birer performansçıya dönüştüğü sergide, İstanbulluların kolektif olarak deneyimlediği yakın tarihli olaylara dair hatıralarının tetiklendiği bir karşılaşma sahnesi oluşturuyor. İzleyiciye sıra dışı bir deneyim vaat eden sergide, ziyaretçiler girişte başlarına bazı şaşırtıcı şeyler geleceği konusunda bilgilendirilecek, rızaları alındıktan sonra serginin aktif bir katılımcısına dönüşerek içeri girecek. Onları şehirlerarası bir otobüs karşılayacak. Otobüs, içerisinde beklenmedik bir kurguyla ziyaretçileri karşılayacak ve onları mesafenin kat edilmediği bir yolculuğa davet edecek. Ziyaretçiler daha sonra normal akışın aksine iç mekânı terk edip bahçe girişinden sergiye ikinci kez girmeye yönlendirilecek ve mekâna dağılmış eserler tek tek katılımcılarla buluşacak. 3 Ekim’e kadar.

Evin Sanat Galerisi
Yeni sezona 5 Ekim’de Zulal’in yedinci kişisel sergisi ‘Billboard’u Yakala’ ile başlıyor. Sanatçının geçmiş sergilerinde hayatın içinde durdukları yerlerden alınıp başka bir yerde tekrar bir araya getirilen mekân, doğa veya birey; geçmiş ve bugün arasındaki gerilim; zamanın içinde kendine yer bulamayan figürler geçen yıllar içerisinde azalarak bugün izleyeceğimiz doğa görüntülerine dönüşüyor. Zulal, doğup büyüdüğü mega kent İstanbul ve Kuzey Ege’de yarı zamanlı yerleştiği kasaba arasındaki yolculukları sırasında gördüğü manzaralardan oluşturduğu kompozisyonları resmine yansıtıyor. Pandemi süresince insanlarla aramıza konulan mesafelerin getirisi olarak yalnızlaşmanın hissedildiği dönemlerde sanatçının resmindeki insan figürlerinin yerini alan manzaraları izliyoruz.

Ferda Art Platform
Sezonu 1 Eylül’de Şakir Gökçebağ’ın ‘Redimeyd’ adlı sergisiyle açıyor. Hayatın içinden objeleri gündelik kullanımlarından kopartıp yeniden yorumlayan ve izleyiciye çevresini başka yönlerden görme imkânı sunarak yeni düşünce biçimleri yaratan Gökçebağ, sanatını “Hayatın içinden bilinçaltına, bilinçaltından hayata uzanan tanıdık ama farklı bir dünya” olarak tanımlıyor. Üretimlerinde süpürge, mandal, hortum, tuvalet kâğıdı, halı ve askı gibi gündelik malzemeleri kullanan sanatçı, sergisinde ağırlıklı olarak halılara yer veriyor. Sergi 15 Ekim’e kadar açık.

Galeri Muaf
Tek mekâna bağlı olmadan geçici mekânlarda sanatı izleyicilerle buluşturma felsefesiyle yola çıkan Galeri Muaf, 4-25 Eylül tarihleri arasında Çemberlitaş’taki Barın Han’da (Boyacı Ahmet Sokak, No: 4) Ertuğrul Güngör ve Faruk Ertekin’in eserlerinin birlikte yer alacağı ‘Traditional Y’ sergisine ev sahipliği yapacak. Çocukluklarını birlikte geçiren sanatçı ikilisi Güngör ve Ertekin, ilk solo sergilerinde ‘lunapark’ kavramına odaklanıyor. Geleneksel çini tekniği kullanan ikili, geleneksel malzemeler ile çağdaş anlatımdaki aidiyet sorularının peşine düşüyor.

Galeri Nev İstanbul
24 Eylül – 28 Ekim tarihleri arasında illüstrasyonları Le Monde’dan New Yorker’a dünyaca ünlü gazete ve dergilerde yayımlanan usta çizer Selçuk Demirel’in ‘Bir Ağacın Altında’ başlıklı sergisine ev sahipliği yapacak. Sergiye paralel olarak ise Yapı Kredi Yayınları’ndan aynı isimli bir kitap da yayımlanacak. Uras Kızıl, “‘Bir Ağacın Altında’da izleyici olarak bizler, Selçuk Demirel’in hayali manzalarına tanıklık eder, aynı zamanda sanatçının imgelem dünyasına dahil oluruz. Adeta sırtları dönük ufak insanlarla özdeşleşir ve yalnızlıklarını duyumsarız” diyor.

İstanbul Modern
Önümüzdeki aylarda Karaköy’deki yeni binasına taşınması beklenen İstanbul Modern, Şişhane’deki geçici mekânında açtığı belki de son sergi olan ‘Etkileşimler’de sanatçıların yapıtlarıyla atıfta bulunduğu ve ilham aldığı plastik sanatlar, mimari, edebiyat, müzik ve sinema alanından çeşitli konu ve isimlere odaklanıyor. Müze koleksiyonundan hazırlanan sergide Haluk Akakçe, Ramazan Bayrakoğlu, İpek Duben, İnci Eviner, Leyla Gediz, Hayal İncedoğan, Bengü Karaduman, Azade Köker, Guillermo Kuitca, Mahmoud Obaidi, Sarkis, Matt Saunders, Şener Özmen ve Thomas Ruff’un yapıtları yer alıyor. 30 Eylül’e kadar…

Mixer
10 Eylül’de iki ayrı sergiyle sezonu açıyor. ‘Zamanın Enkazı’ başlıklı sergide Gurur Birsin’in sanatsal pratiğinin büyük kısmını oluşturan pentür çalışmalarının yanında desenleri ve bir gravür de yer alacak. Birsin’in işlerinde ayrıntılı teknik detaylar ve ilk bakışta karamsar algılanan, terk edilmiş mekânlar öne çıkıyor. Gündelik hayattaki, görsel ve yazınsal dilin ‘çekişmesini’ sanatsal alana taşıyan Bora Aşık ise ‘Çarpık Bilgiler İmparatorluğu’ başlıklı sergisinde edebiyat ile resmi bir araya getirerek düşünme pratiğinde yeni bir dil oluşturuyor.

Öktem & Aykut Galeri
10 Eylül’de açılacak Dorian Sari’nin ‘Ding-Dong, The *Itch is Back!’i, Basel’da yaşayan sanatçının Türkiye’deki ilk sergisi olacak. Sari, kazandığı Manor Art Prize ile bu yılın başında Kunstmuseum Basel Gegenwart’ta ‘Post-truth’ başlıklı solo sergi gerçekleştirmişti.

Pera Müzesi
25. yılını kutlayan Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi mezunları ile öğrencilerinin üretimlerinden oluşan ‘Yüzleşme’ başlıklı sergi, 7 Eylül’de açılıyor. Prof. Dr. Marcus Graf küratörlüğünde hazırlanan sergi, alışılagelmiş öğrenci veya mezun sergisi anlayışını aşma hedefiyle çok katmanlı bir forum şeklinde kurgulanırken doğa-kent ve birey-toplum arasındaki ilişkileri de tartışmaya açacak. Profesyonel sanatçı ve tasarımcılar ile öğrencilerin üretimlerini bir araya getiren sergi, aynı zamanda fakültenin geçmişi ve bugünüyle yüzleştiği bir alan niteliği de taşıyor.

Pi Artworks
Yaklaşık dokuz yıldır aynı atölyeyi paylaşan Serdar Acar ve Yılmaz Bulut’un ikili sergisi ‘Pembe Tepeler ve Katır’ başlığını taşıyor. Biri siyah-beyaz, diğeri pastel renklerle ilk bakışta bize zıt bir dünya sunan iki sanatçının ölüm, yas, kaygı ve arzu kavramlarını ele alan çalışmalarını içeren sergi 10 Eylül’e kadar görülebilir.

Pilot Galeri
Yeni sezonu 7 Eylül’de Murat Şahinler’in ‘Kendini Bilmeyen Resim’ isimli sergisiyle açacak. Sergi sanatçının son yedi senelik üretimlerini yan yana getiriyor.

SALT Galata
10’uncu yılını kutlayan kurumun başlattığı ‘Ardışık’ serisinin üçüncü sergisi, Volkan Aslan’ı ağırlıyor. 17 Ekim’e kadar sürecek ‘Sağlıcakla Kal’ başlıklı sergide Aslan, İstanbul’un aciliyetlerine ve politik iklimle şekillenen dalgalı ruh hallerine atıfta bulunuyor. Sait Faik Abasıyanık’ın ‘Stelyanos Hrisopulos Gemisi’ adlı hikâyesinden yola çıkan Aslan, bir madde ve bir imge olarak suya dair çok yönlü bir anlatı kurguluyor.

Sanatorium
Ludovic Bernhardt’ın 10 Eylül – 24 Ekim arasında izlenebilecek ‘The Gaming Room’ başlıklı sergisi, aslında CIA’in ajanlarını eğitmek için yarattığı, ABD istihbarat servislerinin dünyaya dair temsilini yansıtan bir kutu oyununa dayanıyor. Sergide sanatçı, 2020’de pandemi sırasında küresel finans borsalarının düşüşüyle ilişkili grafikleri, duvar kâğıtları ve el yapımı duvar halıları formunda izleyiciye sunuyor.

Simbart Projects Çukurcuma
Didem Erbaş, Dilara Göl, Ezgi Yakın, Furkan Öztekin ve M. Cevahir Akbaş’ın farklı kavramlar üzerinden çeşitli medyumlarda ürettiği işlerinin yer aldığı ‘Soul Of Summer I’ başlıklı karma sergi 11 Eylül’e kadar görülebilir.

Yapı Kredi Bomontiada
Türk resminin büyük ustası Neş’e Erdok’un pandemi süresince ürettiği eserlerden oluşan 35’inci kişisel sergisi 6 – 19 Eylül tarihleri arasında izleyiciyle buluşacak. Sergi, sanatçının tanıklığını merkeze alan bir günlük olarak karşımıza çıkıyor. Katıksız bir gözlemle yorumladığı gündelik hayattan portreler ile iç dünyasını yansıtan otoportrelerin yanı sıra son dönemde yaşanan Filistin, Moria Kampı yangını, göç, koronavirüs, İzmir depremi gibi önemli toplumsal meseleler de Erdok’un konuları arasında yerini alıyor.

Vision Art Platform
Akaretler Sıraevler No: 35’teki yeni mekânına taşınan ve sanatçı temsiliyeti yerine sanatçılara alan açma misyonuyla hareket eden Vision Art Platform, yeni sezona 8 Eylül’de Mert Acar, Semih Zeki, Tanzer Arığ, Leyla Emadi, Çağrı Saray ve Candaş Şişman’ın eserlerini bir araya getiren ‘eser gösterimi’ sergisiyle giriyor.

Zilberman Gallery
Azade Köker’in ‘Bir Katlin Portresi’ sergisi Zilberman Gallery’de, Sim Chi Yin’in fotografik enstalasyonlarını bir araya getiren ‘One Day We’ll Understand’ ise Zilberman Projects’te 7 Eylül’de açılacak. ‘Bir Katlin Provası’, Azade Köker’in kadın cinsiyeti, kimliği ve bedenine yönelik sorgulamalarını yansıtıyor. Sanatçının kendi ifadesiyle merkeze koyduğu sorular sergide yer alan heykel, yerleştirme ve kolajlarda yankılanıyor: “Dünya ve yaşamın doğuşuna kaynaklık eden güçte bir dişil enerji nasıl oluyor da toplumsal düzende kayboluyor? Onu susturup sınırlandıran ve edilgen kılan nedir?” Sergideki eserlerde kullanılan görsel referanslar, günümüzde kadına yönelik taciz ve şiddet sahnelerini belgeliyor.

 

 

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL